Hamileliğe engel durumlar

Ülkemizde yaklaşık 7 çiftin birinde infertilite (kısırlık) odaklı hamileliğe engel durumlar görülmektedir. Hamilelik isteyen ve her ay yapılan gebelik testinin negatif sonuçları ile ciddi hayal kırıklığı yaşayan çiftlerin manevi kayıpları tartışmamız çiftler arasındaki iletişimi de etkilemektedir. Bu gibi durumlarda yardımcı üreme yöntemlerine başvuran hastaların sayısı artarken, tedaviye başlamadan önce hamileliğe engel olan faktörlerin belirlenmesi ve soruna yönelik uygulanan tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde tedavinin maddi ve manevi kayıpları artış gösterebilmektedir. Ancak hamile kalamama sorunları yaşayan çiftlerin uzman bir doktora görülmesi ve gerekli tedavi şeklinin belirlenmesi ile hayaller gerçeğe dönüşebilir. Bu nedenle hamileliğe engel durumlar içinde en sık karşılaşılan faktörler aşağıdaki gibidir:

Yumurtlama bozukluğu

Kadınların belli bir kısmı etkisi altına alan polikistik over sendromu adet periyodlarının düzensizliğine ve erkeklik hormonun artmasına neden olmaktadır. Kadınların yaklaşık %10-15’inde yumurtalamayı engelleyen en sık görülen nedenlerden birisidir. Hamilelik için aranan ilk kriter kaliteli yumurtalardır. Vücudun doğurganlık sisteminde dahil olan adet kanamaları bazı nedenlerden dolayı etkilenerek hamile kalamama sorunlarına yol açmaktadır. Aslında yumurtlama fonksiyonlarında yaşanan bir aksaklığın göstergesi olarak adet kanamaları değişmektedir. Özellikle beslenme, hastalık ve stres gibi hormonal düzeneği etkileyen sorunlar adet kanamalarını yani yumurtlama fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilenmektedir.

Ayrıca aşırı kilo, obezite ya da ideal kilonun çok daha altında olma ve tiroit bezlerindeki düzensizlik yumurtlama fonksiyonlarında etkin rol oynamaktadır. Sağlıklı ve ideal kiloda olmak doğurganlık şansını arttırmaktadır. Bunun dışında yumurtalamayı engelleyici durumların araştırılması ve tedavisi için mutlaka doktora başvurulması önerilir.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, çikolata kisti, geçirilen dış gebelik operasyonları ve diğer pelvik operasyonlar çevre dokularda ve tüplerde adezyonlara (yapışıklık) neden olabilmektedir. Tüplerin tıkanması halinde normal yollardan gebeliğin elde edilmesi mümkün değildir. Özellikle endometriozis (çikolata kisti) ya da pelvik inflamatuar gibi üreme sistemini etkileyen durumlar fallop tüplerinin işlevselliği açısından büyük risk oluşturmaktadır. Ayrıca karın boşluğu iltihabı da aynı risk faktörlerini içermektedir. Bu gibi durumlarda genellikle tüp bebek tedavi yöntemleri tavsiye edilmektedir.

Bebeklerde Gaz Sancısı

Yeni bebek sahibi olanlardan en sık dinlenen yakınmaların başında gelen, tıbbi terimi ile infantil kolik yani bebeklerde gaz sancısı her 10 bebekten 3’ünde görülüyor. Nedeni tam bilinmese, ilaçla tedavisi olmasa da bebeğinizi ve kendinizi rahatlatmanız mümkün.
Bebeklerde gaz sancısı hangi sıklıkta görülür?

İnfantil kolik (gaz sancısı), genellikle sağlıklı bebeklerde, 2-3 hafta ile 4 ay arasında, haftada 3 günden fazla günde 3 saat kadar süren ağlama nöbetleri olarak tanımlanır. İnfantil koliğin bebeklerde görülme sıklığı % 17-30 arasındadır. Ailelerin %10-15’i  ilk 3 ay içinde bebeklerinin ağlaması nedeniyle hekime başvurmaktadır. Bazı çalışmalarda infantil koliğin düşük doğum ağırlıklı bebeklerde daha sık görüldüğü ve daha geç başladığı belirtilmektedir. İnfantil kolikli bebeklerin % 5’inden azında altta yatan bir organik sebep bulunmaktadır. Sigara içen annelerin bebeklerinde görülme sıklığının 2 kat daha fazla olduğu ve anne sütü alanlarda da daha az sıklıkta olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Ayrıca annenin emosyonel (duygu durum) durumunun da önemli olduğu, deneyimsiz sinirli ve sabırsız annelerin bebeklerinde daha fazla gözlendiği de az oranda kabul görmektedir.
Bebeklerde gaz sancısı kendini nasıl belli eder?

Bebeklerde yüksek tonlu aşırı ağlama ile birlikte genellikle ayaklarını karna çekme, gerinme, karın şişliğinde artma, barsak seslerinin duyulması, kusma, kabızlık veya sık kaka yapma görülür. Kaka sonrası rahatlayabilir ancak bazen etkili olmaz. Kolay provake olduğu için hareketle ağlaması artabilir. Zor sakinleştirilir. Genellikle 2-3 saatin sonunda kediliğinden susar. Ağlama sırasında beslenmeyi reddebilir. Ağlama sonrası eski haline döner.
Bebekler kaç aylık olana kadar gaz sorunu ile karşı karşıyadır?

Genellikle 4. ayın sonunda gaz yakınmaları ortadan kalkar.
Bebeklerde gaz sancısını önlemek mümkün mü?

Emziren anne beslenmesine özen göstermelidir. Sigara, kahve, çay, çikolata, baharatlı yiyecekler, annenin sindirim sorunu yaşadığı besinler, kuru bakliyat, kabuklu deniz ürünleri, turunçgiller, lahana, brokoli, bezelye gibi yiyecekler gaz problemine neden olabilir bu yüzden dikkatli tüketilmelidir.
Bebekler emzirilirken dik pozisyonda emzirilmelidir.
Yeterli sürede emzirilmeli az veya çok beslemekten kaçınılmalıdır.
Beslenme sonrası sırtı sıvazlayarak dik pozisyonda ya da parmak uçları ile hafif sırta vurarak gazı çıkartılmalıdır.
Bebek memede çok uzun süre tutulmamalıdır.
Biberonla beslerken bebeğin hava yutmadığından emin olunmalı, uygun biberon seçilmelidir. Biberon deliği bebeğin ayı ile uyumlu olmalıdır. Çok hızlı akmamalı ya da emerken bebeği zorlamamalıdır. Eğer gaz ve kabızlık yakınması oluyorsa mama değişikliği yapılabilir. Miktarda bebeğin ihtiyacına uygun olmalıdır.
Besin alerjisi açsından aile öyküsü olan bebeklerde cilt sorunları, kusma, iştahsızlık, kanlı dışkılama, kilo alamama gibi yakınmalarda varsa süt alerjisi olabileceği unutulmamalıdır. Annenin beslenmesinden süt ürünleri çıkarıldığında durum düzelir.

Gaz sancısı çeken bebeğe ne yapmalı?

Hemen her istediğinde bebeğin kendini güvende hissetmesi açısından emzirilmeli ancak çok miktarda süt alımı sonrası kusmaları ile birlikte ağlaması oluyorsa bir süre kucakta sakinleştirilmelidir. Kucakta hafif dans eder şekilde veya sallayarak, okşayarak görsel, işitsel ve dokunsal uyaranlar faydalı olacaktır. Aşırı sallamaktan kaçınmak gerekir.
Karınları üzerine yatmak, kucakta yüzü yere bakacak şekilde kol üzerine yatırmak rahatlatabilir. Emme isteği fazla olan bebekler beslendikten sonra sakinleşmelerini sağlamak için kısa süreli emzik de verilebilir.
Bebeği izleyen çocuk hekimi mutlaka aileye infantil kolik hakkında detaylı bilgi vermeli, empati kurmalı ve güven vermelidir. Hastalığın kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık olduğunu vurgulamalıdır.
Öncelikle bebeğin rahatlatılması önemlidir. Kendi haline ağlamaya bırakılmamalıdır.
Açlık, emme isteği, uyku, uyaran isteği mutlaka gözden geçirilmelidir. Bu ihtiyaçlardan birini karşılamak onun daha sakin ve güvende olmasını sağlar. Sık beslemek ve kucakta olmak bebeği rahatlatabilir. Sallama, ses çıkaran oyuncak veya araçlar, bebek arabası ritmik uyaranlar vereceği için etkili olabilir.
Gaz giderme için kullanılan ilaçlar çoğu zaman etkili olmayabilir. O nedenle fazla miktar ve sayıda ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Ağlama saatlerine yakın banyo ve sonrasında yapılacak masaj yine bebeğinizi rahatlatabilir. Banyo sırasında ılık su içinde iken karın masajı, ayakların sıcak tutulması, karın üzerine yatma ya da sıcak su torbası ile dikkatli şekilde karna sıcak uygulama da bebeği rahatlatabilir.
İnfantil kolikli bebeklerin ağlaması kolay provake olduğu için çevresindeki uyaranların azaltılması ve sakin ortamda bulunması, anne ve baba tutumu da sakinleşmelerini sağlayabilir. Ancak mizacı gereği sürekli uyaran ihtiyacı olan bir bebekte tersine daha fazla ağlamaya da (benimle ilgilenin) neden olabilir.

Hamilelikte Adet

Hamilelikte Adet Görülür mü?

Bu sorunun cevabı, hem evet hem de hayır olarak yanıtlanabilir. Pek çok kadın, normal olarak en son âdetini görür ve daha sonra yumurtlaması ile beraber hamile kalarak, adet olmaya son verir. Bazı kadınlarda ise, bu durum tam tersi şeklinde gerçekleşir. Kısacası, kadın yumurtlaması gerçekleşip hamile olduğu zaman dahi, adet olmaya devam edebilir. Bu durum, hamileyken adet olmanın istisnai bir durumdur.

Aslında hamile olunduğu zaman, regl olmak denildiğinde her ay düzenli bir adet olmasını beklemeyiniz. Bu bir nevi kanama olarak kabul edilir. Kısacası bu durum, hamilelik döneminin bazı aylarında görülebilir veya bütün hamilelik dönemi içerisinde bir iki defa da görünmüş olabilir. Pek çok kadın, bu neden yüzünden dengesiz regl olduğunu düşünüyor ve hamile olmadığını düşündüğünden dolayı da bu gerçek ile çok geç yüzleşiyor.

Daha çok genetik olan bu durumu, ailenizde yaşayan kadınların bulunması halinde, sizlerin de bu durum ile karşılaşma ihtimaliniz artabilir. Bu nedenden dolayı, her zaman istenmeyen hamilelikler için tedbirlerinizi almayı ve regl olsanız dahi, korunmasız ilişkiler yaşamanız halinde hamilelik şüphesini göz ardı etmeyiniz.